3 Mart 2015 Salı

Cicim ayları

Geçen yazıda bahsettiklerimi saymazsak evliliğimizin ilk ayları harikaydı. Bana bir çiçek gibi davranıyordu kocam. Prenses gibi. Beni sevdiğini hissediyordum. Ben de onu deliler gibi seviyordum. "Evcilik oynamak gibidir şimdi sizin evliliğiniz" demişti anneannem. Haklıydı. 

Yalnız bende bir özgüven eksikliği vardı da o muydu sebebi bilmiyorum, onca sevgi gösterisine rağmen, hep kalbimin bir köşesinde bir şüphe vardı? "Acaba beni gerçekten seviyor mu?", "Acaba beni hala ilk günlerdeki gibi seviyor mu?" vs. vs. Her yeni sevgi gösterisiyle biraz yatışır, ferahlar ama kısa bir süre sonra yine aynı kurtların beynimi kemirdiğini hissederdim. Tabii, bir yandan da adamın beynini yerdim yukardaki sorularla. Ne oldu tabii, zamanla kabak tadı verdi. Haklıydı. 

Kaprislerim, huysuzluklarım vardı bir de. Daha önce hiçbir ilişkim olmamasına bağlıyorum şimdi düşününce bunu. Cilve, naz nasıl yapılır bilmiyordum ki. Huysuzlukla yapılır sanıyordum. Aylarca ses etmeden çekti tüm o hallerimi. Ama ne oldu tabii, zamanla kabak tadı verdi. Haklıydı.

Evlendiğimizden birkaç ay sonra ilk kez bir akşam beni evde yalnız bırakıp arkadaşlarıyla buluşmaya gitti. Bana ayrıntılarıyla anlattı, nereye, kimlerle gideceğini. Gitmek istemediğini ama gitmezse çok ayıp olacağını söyledi. Elimden geldiğince çabuk gelirim dedi. Ve tahmin edin ben ne yaptım? O gelene kadar acaba bir kadınla mı buluştu diye acıdan kıvranarak pencere önünde yolunu gözledim. Şimdi düşünüyorum da, ruh hastası gibi davranmışım. Ama bu davranışımın sebebini de bağlayabileceğim yerler var. Babamın annemi aldatmış olması mesela. Mesela o orospunun bizim evi arayıp söylediği, "annene söyle babanın yakasından düşsün, baban aylardır benimle birlikte" mesajına, tesadüfen o sırada telefonu benim açmamdan dolayı doğrudan muhatap olmam. Mesela önceki yazıda anlattığım, her yerden fışkıran aşk fotoğrafları ve mektuplarından mütevellit geçmişin hayaletlerine duyduğum kıskançlık tohumlarının yavaş yavaş içimde boy atıp serpilmesi.

T. çok geç olmadan geldi o gece. Hiç belli etmedim o gelene kadar kafamın içinde fırdolanan yılanları. Anlattı uzun uzun gecesinin nasıl geçtiğini. Tabii ki gayet masumdu benim sevgili kocam. Ama geçen 11 yıla rağmen her ayrıntısını hatırladığıma göre o gecenin, onca yıldır yaşadığım kabus gecelerin birincisi olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. O ilk gece ben haksızdım belki ama haklı olduğum yüzlerce gece olacaktı daha.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder